Ana içeriğe atla

Güzel bir gün..


Öylesine kolay mı ölmek?
Tıpkı göz kapaklarını yavaşça açıp kapatır gibi fark etmeden ölebilir miyiz yavaşça? Ya da nefes almayı unuttuğu için boğulup ölenler olmuş mudur dünyada?
Puslu Kıtalar Atlası'nın önsözünde der ki; "mutlu yazar, azdır. belki de yoktur.", bu sebepten midir satırlara ancak bizi onun kadar iyi dinleyecek, yargılamadan, sorgulamadan kabul edecek kimse olmadığında dönülmesi?
Yazmak, bir tutkudur. Belki bir bağımlılık, yavaşça zehirleyen ama ölümünün hiçbir zaman ondan olduğunu kimseye sezdirmeyen.. Hayatını bu tutku ile geçiren birçok insan vardır. Birçok insanın her zaman kendine ayırdığı ayrı bir dünyası. Ama yazmaktan gidenler, büyük sebeplerle dönerler bana kalırsa. Anlatacakları hikayeleri vardır belki, belki tek hikayeleri bile kalmamıştır. Ya da belki, sadece yazmak daha kolaydır boğulmaktan.
Kısa bir an için.. Sadece çok kısacık bir an için, gerçekten mümkün mü huzur? Mümkünse eğer, benim için de mümkün olabilir mi bir gün? Yoksa, hiçbiri bana ait olmayan yalanların arasında boğularak mı can vereceğim?
Gerçek nedir sahi? Hangi belirsizliğin içinde gerçeği bulduğumu sanabileceğim?
Öylesine.. Kolay mı?
Nasıl başarıyorsun sen? Nasıl başarıyorsunuz?
Hiçbir şey yokmuşçasına, hiç olmamışçasına.. O huzursuzluğu nasıl görmezden gelebiliyorsunuz? Başınızı kaldırıp kendinizi tanıyamayıncaya kadar aynaya baktığınızda ve artık kendinizi dahi göremez olduğunuzda, o yok oluşta nasıl devam edebiliyorsunuz? Hangi sihirli cümle yeterli oluyor atlatmaya?
Öylesine.. Kolay mı?
Kolay mı o süngeri çekip geçmek üzerine? Ben kalkmışım bir gök çizmişim simsiyah tavanına, yıldızlarını tek tek işlemişim.. Sen ise kalkmış beni karanlığımdan nasıl alıkoyarsın diye kızıyorsun.. Çünkü şimdi sen kalkmışsın, ben oturmuşum artık. Siyaha bulanmış avuçlarım.. Senden kara göründüğüm için aşağılık görüyorsun beni. Tavanı tersine çevirmemi istiyorsun benden. Her bir izi teker teker çiğnemek için. Yerçekimine yalvarıyorum bir kez daha son dileğin gerçekleşebilsin diye. Kendim için inanmadığım kadar inanıyorum benden büyük güçlere, iyiliğe. Sırf sana 'kullanılmamış bir gök getirebilmek' için.. Çünkü ben, ilk defa son kullanma tarihim hiç geçmesin istemiştim.
Kolay mı öylesine ölmek?
Bırakmak geride her şeyi.. Sanki hiç tutmamış gibi. İzin vermek avuçlarından kayıp gitmesine, bir daha asla geri dönmeyeceğini bile bile.. Özgürlük.. Sonsuzluk.. Seçim.. İrade..
Lise yıllarında bir gün fizik öğretmenim demişti ki, belki de oksijen bizi yavaş yavaş öldüren bir zehirdir. Belki de, iç organlarımızı yakarak ölmemize sebep oluyordur. Kim bilir?
Oysa yaşadım ölecek kadar ama ölecek kadar yazamadım henüz, birkaç sayfalık daha hak verin bana..

Yorumlar

  1. ben şanslıyım sanırım. görebiliyorum kendimi aynada seyrek de olsa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. belki şansla değil de, hala kendine dair parçalar taşımakla ilgilidir bu. çünkü bir yerden sonra, sanırım, kendim'in kim olduğunu anlamakta zorlanıyorum.

      Sil
  2. zamana bırakcan geçiyo hepsi kendiliğinden :)

    YanıtlaSil
  3. Azıcık soluk almak için yazabiliyorsak eğer o ufacık huzuru tadabilmişsek birkaç sayfalık hakkımız daha vardır elbet.
    Yüreğine sağlık. ☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyleyse yazmak lazım, teşekkür ederim :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Kimim?

Ben aşka inanmıyorum Bay O. Aşkın da bana inandığını hiç sanmıyorum. Bu durumda birbirimize inanmadığımız ve birbirimizi düşlemediğimiz takdirde birbirimizin hayatından çıkmamız mümkün mü?
  Öyle inanmaz gözlerle bakma bana Bay O. Aşk şiirleri, aşk mektupları yazıyorsam; aşk şarkıları dinliyorsam da bu aksine hiçbir kanıt oluşturamaz. Yıllarca hepimiz destanlar, kitaplar, efsaneler okuyarak geldik bugünlere. Bu hepimizin aşka inanmasını gerektirir mi bir kere? Mesela, açlıktan kemikleri sayılan ve son bir yiyecek parçası aramakta bulunan bir adama aşkı sorsak, inanıyorum der mi? Ama eminim o da duymuştur bütün bu duyduğum büyük aşk hikayelerini. Onun kadar ciddi bir arayış içerisinde olamamak ve maddeye ihtiyaç duymamak mı gözümde bütün maddiyatı anlamsız, yetersiz kılan? Belki sahip olduğumuz -sadece olduğumuzu sandığımız- şeyler ayağımıza dolanmış bizi okyanusun dibine çeken diğer ucuna kayalar bağlı iplerdir, en çok sahip ya da ait olduğumuzu düşündüğümüzde yanılıyoruzdur. Bu ya…

Anı (Hikayemsi)

Yeniden aile hayatına alışmak zor. Abim geldi yeni İzmir'den. Dönmeyecekmiş daha. O koşullarda yapamayacağına karar vermiş daha fazla. Çalıştığı gemiciler çok pis adamlar oluyormuş, bir de elin yabancıları annen gibi temizlik hastası olur mu sandın sorusu var tabi her gün kendine sorduğu. Aynı dili bile konuşmuyorsun bir kere. Su yok, yemek yok, hastalık tehlikesi var, kültürler farklı çok. Eheh.. Fazla bile dayandı. Mesaj attı akşama doğru. "Uyuma, geliyorum. Kimseye de söyleme, sürpriz olsun." diye. Bizde asma yaprağından ya da beyaz lahanadan yapılmaz sarma, onları da yaparız nadiren ama sevmiyoruz pek, adına da dolma demiyoruz. Dolma, dolmalık biberden olana deniyor memlekette. Anneme belli etmedim hiç mesajı, sonra bir baktım, annem çıkarmış kara lahana yapraklarını haşlamış taze taze. Oğlum sarmayı çok sever, özlemiştir diye söyleniyor hazırlarken. Şaşırdım tabi, sana kim söyledi dedim. Neyi, dedi, durdu. Eh, zeki kadın olunca bir de, anladı tabi. Gerek kalmadı ce…

2018 Kış Okuma Şenliği - Yarışma bahane çünkü okumak şahane!

Kitapsever okuma düşkünleri için fırsat olacak bir etkinlik buu :) Aslında tam evde sıcacık battaniye altında kitap köşesi okumaları yapma zamanı geldiğinden beri, yani bir süredir vardı etkinlik. Ama ben kitap seçimleri yüzünden biraz geç katılabildim. Kitaplarımı sırayla aldığım ve okudukça bir nevi kılıfına/kategorisine uydurduğum için listem uzunca süre askıda kaldı. Yine de çoktan birkaç kitabı okuyup yuttum bile etkinlik haberi alıp listeyi yazdığımdan beri. Bazı üzerinden çook uzun zaman geçmiş olup tekrar okumak istediğim kitaplarımı da listeye ekledim. Hala tamamlamış değilim ama şimdilik bu kadar, okudukça elbette listeyi güncelleyip yeni kitaplarımı da ekleyeceğim. Boş kategoriler için önerileriniz varsa, paylaşırsanız çok mutlu olurum ^_^ Ayrıca benim kadar geç kalmış olmadığınızı ya da çoktan duymuş olduğunuzu düşünsem de belirteyim yine. 28 Şubat'a kadar katılabilirsiniz. Etkinliğin sahibi Nilgün Komar'ın sayfasından daha fazla bilgi edinebilir ve siz de 'yar…