Ana içeriğe atla

Küller




   Söylemişti bir gün sen de geri döneceksin diye. Oysa kaç defa dolandım kürkçü dükkanının kapılarında. Gelmek istesem gelemezdim, gidemeyecektim gitmeye çalışsam. Yine de denedim. Gitmeyi de gelmeyi de denedim. İkisini de hakkıyla beceremedim. Sağır olmak istedim. Bütün renklere, bütün kokulara, bütün duygulara sağır olmak istedim. Belki duymasaydım sessizliğimi susturabilirdim. En gürültülü anı o kısacık keşmekeş anıydı insanın, tıpkı hasta döşeğinde oturup bekler gibi bilineni. Ya da en bilinmeyeni mi demeli?
  Söylemişti, bilmiyorum mutlu olur muydu söylemiştim diyebilseydi. Yine yanılan bendim son noktalama işaretine varıldığında. Bu dolambaçtan da haklı çıktı kaldırımlar. Haklı çıktı işte yine o eski ihtiyarlar. Bir ben yanıldım. Bir başıma yanıldım. Düşündüm sonra, kritik bir karar aldım. Yanılgılarımdan acımalıydım, kanamalıydım. Bu zehir kalmamalıydı içimde, daha fazla taşıyamamalıydım. Bırakmalıydım uçurumun ucundan sarkarken koluma yapışmış olan elimi. Düşmeliydim göğün yüzünden, adıma layık olmalıydım. Geri alabilirlerdi benden eğer hakkını veremezsem. Neden sonra fark ettim, bütün acılarını hikayenin yıllar önce tükettiğimi. Teker teker yazmıştım her birini, her biri için teker teker ağlamıştım meğer. Geçmişi hatırladığımı sanırken ödemişim yaşayacaklarımın bedelini. Bugünlerde kaldıramayacağımı hesaba katar gibi tek tek taşımışım tüm o ağır yükleri. Yine de çok faydalı bir şey olduğuna inanacaksam ancak yanılmış olurum. Yaşadıklarımın başka şeyler yüzünden olduğunu düşündü hep, başka kişiler, başka hikayeler.. Beni hiç görmek de istemedi olduğum ile belki bu yüzden. Kızgın değilim, henüz vakti olmamıştı ne kadar deli olduğumu bilmeye. Sahi, neden bu kadar çok başka vardı? Bu kadar başka olmasaydı, olmaz mıydı?
   Söylemişti ve döndüm işte. (Tahminin burada tutmadığı için ve seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm o.) Güzel bir hayat hikayesi için dönmedim. Gayet basit, bencil ve belki biraz da garip bir 'düşüncelerimi kafamdan dışarı atma isteği' yüzünden döndüm. Artık eski bir satır duysa, okusa mantığım dahi yok. Duysa da duymayacağını, anlamayacağını yediğim tokatlardan öğrendim.
   Eh, ne fark eder? Kim haklı, kim haksız; kim yalancı, kim değil; kim aptal, kim kurnaz ne fark eder? Sebebi var ya da yok ne fark eder? Başrol kim, senaryoyu yazan kim? Ne fark eder? Olan oldu be, geçer bi gün, bu da geçer..

Yorumlar

  1. evet evet, bu da geçer, çok önemli bir laf buuuuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişmeyen tek şey değişim ya, geçiyor her şeey :)
      İlk yorum, teşekkür ederim :)

      Sil
    2. oleeey, dur daha seeen getircem ki arkadaş sanaaa. bir de okudun muuu dünkü "blog yazmak" yazımıııı. okusan yaa :)

      Sil
    3. okuduum, yorum yapıp ziyaret bile ettim :)
      yazmaya geri ısınmaya çalışıyorum eheh zamanla olur ki, ayrı samimiyeti buranın. teşekkürler deep :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Kimim?

Ben aşka inanmıyorum Bay O. Aşkın da bana inandığını hiç sanmıyorum. Bu durumda birbirimize inanmadığımız ve birbirimizi düşlemediğimiz takdirde birbirimizin hayatından çıkmamız mümkün mü?
  Öyle inanmaz gözlerle bakma bana Bay O. Aşk şiirleri, aşk mektupları yazıyorsam; aşk şarkıları dinliyorsam da bu aksine hiçbir kanıt oluşturamaz. Yıllarca hepimiz destanlar, kitaplar, efsaneler okuyarak geldik bugünlere. Bu hepimizin aşka inanmasını gerektirir mi bir kere? Mesela, açlıktan kemikleri sayılan ve son bir yiyecek parçası aramakta bulunan bir adama aşkı sorsak, inanıyorum der mi? Ama eminim o da duymuştur bütün bu duyduğum büyük aşk hikayelerini. Onun kadar ciddi bir arayış içerisinde olamamak ve maddeye ihtiyaç duymamak mı gözümde bütün maddiyatı anlamsız, yetersiz kılan? Belki sahip olduğumuz -sadece olduğumuzu sandığımız- şeyler ayağımıza dolanmış bizi okyanusun dibine çeken diğer ucuna kayalar bağlı iplerdir, en çok sahip ya da ait olduğumuzu düşündüğümüzde yanılıyoruzdur. Bu ya…

Anı (Hikayemsi)

Yeniden aile hayatına alışmak zor. Abim geldi yeni İzmir'den. Dönmeyecekmiş daha. O koşullarda yapamayacağına karar vermiş daha fazla. Çalıştığı gemiciler çok pis adamlar oluyormuş, bir de elin yabancıları annen gibi temizlik hastası olur mu sandın sorusu var tabi her gün kendine sorduğu. Aynı dili bile konuşmuyorsun bir kere. Su yok, yemek yok, hastalık tehlikesi var, kültürler farklı çok. Eheh.. Fazla bile dayandı. Mesaj attı akşama doğru. "Uyuma, geliyorum. Kimseye de söyleme, sürpriz olsun." diye. Bizde asma yaprağından ya da beyaz lahanadan yapılmaz sarma, onları da yaparız nadiren ama sevmiyoruz pek, adına da dolma demiyoruz. Dolma, dolmalık biberden olana deniyor memlekette. Anneme belli etmedim hiç mesajı, sonra bir baktım, annem çıkarmış kara lahana yapraklarını haşlamış taze taze. Oğlum sarmayı çok sever, özlemiştir diye söyleniyor hazırlarken. Şaşırdım tabi, sana kim söyledi dedim. Neyi, dedi, durdu. Eh, zeki kadın olunca bir de, anladı tabi. Gerek kalmadı ce…

2018 Kış Okuma Şenliği - Yarışma bahane çünkü okumak şahane!

Kitapsever okuma düşkünleri için fırsat olacak bir etkinlik buu :) Aslında tam evde sıcacık battaniye altında kitap köşesi okumaları yapma zamanı geldiğinden beri, yani bir süredir vardı etkinlik. Ama ben kitap seçimleri yüzünden biraz geç katılabildim. Kitaplarımı sırayla aldığım ve okudukça bir nevi kılıfına/kategorisine uydurduğum için listem uzunca süre askıda kaldı. Yine de çoktan birkaç kitabı okuyup yuttum bile etkinlik haberi alıp listeyi yazdığımdan beri. Bazı üzerinden çook uzun zaman geçmiş olup tekrar okumak istediğim kitaplarımı da listeye ekledim. Hala tamamlamış değilim ama şimdilik bu kadar, okudukça elbette listeyi güncelleyip yeni kitaplarımı da ekleyeceğim. Boş kategoriler için önerileriniz varsa, paylaşırsanız çok mutlu olurum ^_^ Ayrıca benim kadar geç kalmış olmadığınızı ya da çoktan duymuş olduğunuzu düşünsem de belirteyim yine. 28 Şubat'a kadar katılabilirsiniz. Etkinliğin sahibi Nilgün Komar'ın sayfasından daha fazla bilgi edinebilir ve siz de 'yar…