Ana içeriğe atla

Yağmura Tutulan Kelebek


 Kalem kaldırdı ellerini beline koydu. Çattı kaşlarını, hesap sorma hakkını nereden buldu kendinde belirsiz. Yine kaybettin de geldin değil mi, dedi. Kadın kendisine has bir edayla bir kahkaha bıraktı gecenin sessizliğine. Kaldırdı kalemi sonra, ayaklarına mürekkep vurdu. Kendi acından beni de lanetlemeye çalışmak, yeniden uyandırıp yormak yakışıyor mu diye serzenişte bulundu kalem. Kadın ise sessizliği ile bozacaktı sessizliğini. Hiç oralı olmadı. Lakin, yeniden aynı satırlara dönmek kolay değildi. Her gidişinde değişiyordu bir şeyler. Her seferinde biraz daha zor oluyordu dönmek, her seferinde biraz daha mümkünsüz tutunmak. Kalemle arası bozuluyordu yeniden. Küskünlüğüne karışıp boğuluyordu kelimeler. Biraz daha yeniliyordu yerin çekimine. Toprak, her zaman kazanıyordu zaferini. Belki de tek kazanan topraktı bunca kaybetmeden. Bir gün bir dostu sormuştu, "Dünya, yeryüzü enerjisini yükseltmek için ne yapar bilir misin?" Merakla gözlerini açıp bakmıştı kadın, hafifçe gülümsemişti. Patlamalar, seller, yağmurlar, depremler.. Devam etmişti dostu, "Yıkımlar oluşturur, onun da canı yanar. Patlamalar, depremler, ayrılıklar, fırtınalar.. Dengeyi sağlamak için o da çok büyük acılar çeker, çok büyük değişimler geçirir. O da iyileşmek için, dengeyi yeniden kurmak için bunları yapmalıdır. Sen de dengeni kuracaksın." Düşecek yeri kalmadığında silkelenip dik durmayı öğrenmeye mecburdu herkes. Ya da bazen, dibin asla bir sonu olmadığını anlıyorlardı. Bu daha büyük bir tecrübe olmalı, dedi kadın. Kalemle mi yoksa kendiyle mi konuşuyordu, emin olamadı. İkisi de birbirine karışmıştı, umursamadı.
   Ne güçsüzdü bu sefer, ne de bir beklentisi kalmıştı. İmkansız olan her şey gerçekleşmişti. Hem iyi hem kötü. Daha çok kötü. En son kötü. İyi ya da kötü mü vardı diye düşündü sonra. Güldü kendi haline. Herkesin yeni hikayeleri olduğunu bir kez daha görmüştü. Gülümsetti bu durum onu. Kendi hikayelerinin kehaneti yaşanmıştı çoktan. Şimdi sıra yeni hikayeler yazmaktaydı. Yazmalıydı ki yaşasındı. Hikayeler tükenip silinmişti, yeni hikayeleri canlandırmazsa ölecekti. Bütün hikayeleri tükenmeden önce bunu yapması gerekiyordu ama hikayelerine, başrol kahramanlarına ihanet etmemeye çalışırken en çok kendine ihanet etmişti. Şimdi acıları, eski hikayeleri bırakma zamanıydı. Zaman, uyanma zamanıydı.

Yorumlar

  1. hımmmm iyi yazıyorsun sen kutlarım ki :) bak bu yazıdakini yenmenin tek yolu sanırımsam hiç düşünmeden sürekli olarak kalemi elde tutmak. yazdıkça alışkanlık olmalı herhalde. her şeyi yazmak işte. yazmak kurtulmak yeniden yazmak sonra. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim deep :)
      Yazıların gelişmeye ihtiyacı var teknik olarak, dağınık kullanıyorum bir de, farkındayım. Yazmaya dönmek zor bir iş bazen. O yüzden kalemle aramı düzeltmeye çalışıyorum biraz biraz :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Kimim?

Ben aşka inanmıyorum Bay O. Aşkın da bana inandığını hiç sanmıyorum. Bu durumda birbirimize inanmadığımız ve birbirimizi düşlemediğimiz takdirde birbirimizin hayatından çıkmamız mümkün mü?
  Öyle inanmaz gözlerle bakma bana Bay O. Aşk şiirleri, aşk mektupları yazıyorsam; aşk şarkıları dinliyorsam da bu aksine hiçbir kanıt oluşturamaz. Yıllarca hepimiz destanlar, kitaplar, efsaneler okuyarak geldik bugünlere. Bu hepimizin aşka inanmasını gerektirir mi bir kere? Mesela, açlıktan kemikleri sayılan ve son bir yiyecek parçası aramakta bulunan bir adama aşkı sorsak, inanıyorum der mi? Ama eminim o da duymuştur bütün bu duyduğum büyük aşk hikayelerini. Onun kadar ciddi bir arayış içerisinde olamamak ve maddeye ihtiyaç duymamak mı gözümde bütün maddiyatı anlamsız, yetersiz kılan? Belki sahip olduğumuz -sadece olduğumuzu sandığımız- şeyler ayağımıza dolanmış bizi okyanusun dibine çeken diğer ucuna kayalar bağlı iplerdir, en çok sahip ya da ait olduğumuzu düşündüğümüzde yanılıyoruzdur. Bu ya…

Anı (Hikayemsi)

Yeniden aile hayatına alışmak zor. Abim geldi yeni İzmir'den. Dönmeyecekmiş daha. O koşullarda yapamayacağına karar vermiş daha fazla. Çalıştığı gemiciler çok pis adamlar oluyormuş, bir de elin yabancıları annen gibi temizlik hastası olur mu sandın sorusu var tabi her gün kendine sorduğu. Aynı dili bile konuşmuyorsun bir kere. Su yok, yemek yok, hastalık tehlikesi var, kültürler farklı çok. Eheh.. Fazla bile dayandı. Mesaj attı akşama doğru. "Uyuma, geliyorum. Kimseye de söyleme, sürpriz olsun." diye. Bizde asma yaprağından ya da beyaz lahanadan yapılmaz sarma, onları da yaparız nadiren ama sevmiyoruz pek, adına da dolma demiyoruz. Dolma, dolmalık biberden olana deniyor memlekette. Anneme belli etmedim hiç mesajı, sonra bir baktım, annem çıkarmış kara lahana yapraklarını haşlamış taze taze. Oğlum sarmayı çok sever, özlemiştir diye söyleniyor hazırlarken. Şaşırdım tabi, sana kim söyledi dedim. Neyi, dedi, durdu. Eh, zeki kadın olunca bir de, anladı tabi. Gerek kalmadı ce…

2018 Kış Okuma Şenliği - Yarışma bahane çünkü okumak şahane!

Kitapsever okuma düşkünleri için fırsat olacak bir etkinlik buu :) Aslında tam evde sıcacık battaniye altında kitap köşesi okumaları yapma zamanı geldiğinden beri, yani bir süredir vardı etkinlik. Ama ben kitap seçimleri yüzünden biraz geç katılabildim. Kitaplarımı sırayla aldığım ve okudukça bir nevi kılıfına/kategorisine uydurduğum için listem uzunca süre askıda kaldı. Yine de çoktan birkaç kitabı okuyup yuttum bile etkinlik haberi alıp listeyi yazdığımdan beri. Bazı üzerinden çook uzun zaman geçmiş olup tekrar okumak istediğim kitaplarımı da listeye ekledim. Hala tamamlamış değilim ama şimdilik bu kadar, okudukça elbette listeyi güncelleyip yeni kitaplarımı da ekleyeceğim. Boş kategoriler için önerileriniz varsa, paylaşırsanız çok mutlu olurum ^_^ Ayrıca benim kadar geç kalmış olmadığınızı ya da çoktan duymuş olduğunuzu düşünsem de belirteyim yine. 28 Şubat'a kadar katılabilirsiniz. Etkinliğin sahibi Nilgün Komar'ın sayfasından daha fazla bilgi edinebilir ve siz de 'yar…