Ana içeriğe atla

Ben Kimim?


  Ben aşka inanmıyorum Bay O. Aşkın da bana inandığını hiç sanmıyorum. Bu durumda birbirimize inanmadığımız ve birbirimizi düşlemediğimiz takdirde birbirimizin hayatından çıkmamız mümkün mü?
  Öyle inanmaz gözlerle bakma bana Bay O. Aşk şiirleri, aşk mektupları yazıyorsam; aşk şarkıları dinliyorsam da bu aksine hiçbir kanıt oluşturamaz. Yıllarca hepimiz destanlar, kitaplar, efsaneler okuyarak geldik bugünlere. Bu hepimizin aşka inanmasını gerektirir mi bir kere? Mesela, açlıktan kemikleri sayılan ve son bir yiyecek parçası aramakta bulunan bir adama aşkı sorsak, inanıyorum der mi? Ama eminim o da duymuştur bütün bu duyduğum büyük aşk hikayelerini. Onun kadar ciddi bir arayış içerisinde olamamak ve maddeye ihtiyaç duymamak mı gözümde bütün maddiyatı anlamsız, yetersiz kılan? Belki sahip olduğumuz -sadece olduğumuzu sandığımız- şeyler ayağımıza dolanmış bizi okyanusun dibine çeken diğer ucuna kayalar bağlı iplerdir, en çok sahip ya da ait olduğumuzu düşündüğümüzde yanılıyoruzdur. Bu yanılgı olasılığı daha dehşetli sorular sormama sebebiyet veriyor. Örneklendirmem gerekirse, düşünceler. Bize ait olduğuna inandığımız yegane şeylerden biridir düşünceler. Peki biz ancak sözcükler ile düşünebiliyorsak, çünkü bütün düşünceler fark etmesek de cümlelerden oluşur, ve sözcükleri sadece dışarıdan öğrenebiliyorsak onların bize ait olduğunu nasıl iddia edebiliriz? Bazıları iç ses der ona. Düşüncelerin iyi şeyler söylediğine pek şahit olmadım. Söylediğinde de sanki bunu bir şey ile çeliştirir, insanın üzerine üzerine gelir. İyi şeyler genelde eylem sırasında ortaya çıkar. Yani bir şey yapılır ve yine çeşitli insanların düşünceleri yuvarlak masanın etrafında toplanır, ortak bir karara varırlar. Yapılan eylem iyi'dir. Farklı bir yol ile anlatmayı denersem; hayatın boyunca hiç duymadığın, görmediğin, herhangi bir deneyiminin bulunmadığı ve işlevini bilmediğin bir sözcük getirip önüne bıraksalar onu düşünebilir misin? Burada belki bir miktar düşlemek çağrışımlar yardımıyla önümüze bir şeyler atacaktır fakat onun hakkında bir düşünceye, bir yargıya varmamız mümkün mü? Önyargılarımız bile bu aşamada işe yaramaz olacaktır. Nitekim, o sözcük ile ne yapacağımızı bilemeyip feleğimizi şaşırırız. Öyle ise bütün düşüncelerimiz öğrendiklerimiz, duyularımızla eriştiğimiz kadarsa; mantıken cümlelerimiz bunların bir sentezi olmak mecburiyetindedir. O sınırların dışına taşamayız. Beş kelime ve bir odadan ibaret bir hayatımız varsa; odayı dünya, harfleri kelime, kelimeleri roman sanmamız ne kadar garip olur ki?
  Bu sorular böyle bir süredir canımı sıkıyor. Acaba bana da bir soran oldu mu, neden bu soruları kabul ettim, bilemiyorum. Düşünceler -artık iyelik eki kullanmak konusunda tereddüt yaşıyorum- kimin? Ben düşüncelerim değilsem ya da, ben kimim? Her neyse. Ne diyordum ben? Aşk. Evet, aşk... İnsanların aşk tanımı benim aşk tanımıma hiç uymuyor. Bana göre aşk birden başlayıp sonsuza giden, genişleyen bir yolculuk. Varışı olmayan. Cevabı sorunun içinde olan. Başladığı yerde biten ama dünyalar dolaştıran. Belki yolda hiçliğe de uğranan, belki de hiçliğe vardığında sonsuza kavuşulan. Büyük bir şey olmalı aşk. Öyle her hoşuna giden şeyde olmamalı. Eğer olacaksa diğer tanımlardan, kavramlardan, sebeplerden farklı olmalı. Kılıf uydurulanlardan olmamalı. Üç gün önce almak istenilen, alındığında da üç gün sonra köşeye atılan çanta gibi bir şeyden bahsediliyor, eğer aşk öyle bir şeyse ben aşkı bilmiyorum. Bilmediğim bir şeye de inanamam. Bilinmeyen bir şeye inanılır mı sence? Kabul edilir yalnızca insanlar tarafından böyle şeyler bana kalırsa, varsayılır. Yok eğer aşk denilen şey başka türlüyse, ortak bir yargıya varılamıyor demektir. Eğer ortak bir tanım yoksa aşk sandığım bir şey aslında aşk olmayabilir. Ne başkasının görüşü ne de benim görüşüm aşkın aşk olduğunu anlama konusunda yeterli gelmeyebilir.
  Ben aşka inanmıyorum Bay O. Aşkın da bana inandığını sanmıyorum. Aşk eğer bir bağlılık ise ne bir şeye sahibim bugün burada, ne de bir şey ile aramda aitlik ilişkisi bulunduğunu iddia edebilirim. Ana dilimi, sözcüklerimi dahi yarın sabah uyandığımda kaybetmiş olabilirim. Buradan henüz her şeyi kaybetmediğimi anlayabilirim. Fakat büsbütün benim olduklarını da söyleyemem hiçbir şeyin. Peki, sen kimsin? Eğer düşlerim daha gerçekse gerçeklik sandığımdan, senin varlığın benimkinden daha kesin. Mesela ben, sen -seni düşlediğimi- düşlediğin için burada olabilir miyim? Bay O, ben kimim?

Yorumlar

  1. kalemine sağlık,deep sayesinde sayfana merhaba diyorum bende beklerim,
    sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, uğrayacağım ben de :)

      Sil
  2. işte öyle aşk karışık bişi, kaotik, uzak durmak daha iyi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem karışık hem de basit, uzak durmak zoor -varsa- :))

      Sil
  3. Süper bir bitiriş olmuş.
    Aşka inanmasa(n)k dahi, onun bizi bulacağını biliyoruz. Ama ne yaparsak yapalım, anlaşılamayız diye düşünüyorum.Aşk tarifi olmayan bir delilik halidir. Ve kim ne derse desin, güzeldir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesele bir yerden sonra delinin dilinden deli bile anlamaz gibi bir şeye dönüyor. Tanımsız ya da ortak bir dilde tanımlanamayan bir güzellik :)
      Teşekkürler :)

      Sil
  4. heeeeey seeen ne güzel blog geziyon ve keşfediyon ve her bloga da yorum yapıyon, iyi blogçu oldun sen işteeeee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumayı ve blogları seviyorum deep, yardımların için teşekkürleer :)
      Henüz iyi demek için çok erken, yazılarda da tasarımda da öğrenmem gereken çok şey var :)

      Sil
  5. Meyabaaaa :) Bloğuma geldiğinde keşfettim seni ama bir türlü uğrayamadım. Takibe aldım fakat yorum yapmak şimdiye nasip oldu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgeldiiin :) Olur öyle, günümüzde zaman çok kısıtlı, teşekkürler uğradığın içiin :)

      Sil
  6. Neye inanırsak onu yaşarız diye düşünürüm.Ben,kendi adıma aşksız bir hayat düşünemem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de öyle düşünüyorum. Bir de, herkesin aşk tanımı farklı işte :)

      Sil
  7. Aşk daha doğrusu aşık olmak biz insanların kanında var hatta iliklerine kadar işlemiş durumda. Rabbim bizleri sevdiği için yaradıb , severek koruduğu için biz insanlarda daima aşk ararız. Ama yanlış yerde , yanlış kişilerde. Sonra da aşk neden bize bu kadar acı veriyor diye düşünüb duruyoruz. Ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bu da aşkı ne olarak gördüğümüze bağlı olarak değişiyor :) Teşekkür ederiim :)

      Sil
  8. Yazını ilgiyle ve dikkatlice okudum. Daha açık ve tasviri güçlü metinlerle deneme türünde klasik bir kitap haline gelebilecek bir başucu eseri olarak görmek isterim doğrusu. Herşeyin motomot tek bir tarifesi olmaz zaten. Biri gelir aşkın kitabını yazıverir. Böyle eserlere çok ihtiyaç var. Hem terapi edecek, hem de içindeki hakekati de işleyecek bir çalışma olacaktır senin tarafından. Öyle umuyorum.
    .....
    İskender Pala'nın aşka dair isimli kitabında hem aşk ayın, şın kaf diyerek arapça harflerinden başlamış. birinci bölümün son parağrafında ad sevgi aynı zamanda ıstırap çekmektir demiş. Berbat etmiş. Sevgiden bahsetmiyorukqz ki; aşktan bahsediyoruz. Oysa sevgi bel berekettir. Üremedir. Çoğalmadır. Habbe kelimesinden gelir. Hububat, buğday gibi kuru bakliyattır. Bir tohum düşer toprağa bir başak olur. bir başakta yüz tane buğday tanesi oluverir.
    .....
    Herkes aşık olur. Asıl mesele aşkı çevirmektir muhabbet ve ünsiyete. Yalınayak, sümüklü küçücük kız çocuğuyla çöp konteynerlerinden çöp toplayan bir çingene tqkadın. Önce ısırılmış bir çikolata bulur, önce kendisi tadar tadı bozulmamış ise çocuğuna verir yesin diye. Sonra işlemeli sedef bir ayna bulur. Sapından tutarak yüzüne çevirir. Üçbeş yerinden çatlamış ve kırık bir ayna. Kırıklar arasınadan yüzünü inceler. Sanki ayna kırık değildir de aynaya yansıyan yüreğindeki kırıklıklardır. Sükutu hayaller, aşk acısı ve yaarsını kanatan terkedilmişlik ve ihanetlerdir. Aynaya tekrar bakar işte bu benim der. İşte bu benim yüreğimdir der. Terkedilse de O vicdansız adama hala aşıktır ve hala ıstıraplıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle okuduğunuz, hatta dikkatlice okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir başucu eseri yazabilmek için henüz çok yolun başında sayılırım. Yazmaya verdiğim uzun ara ve değişen bakış açıları, hisler, düşünceler sebebiyle yazış tarzımı oturtmak konusunda dahi sıkıntı çekiyorum. Yazdıklarımın henüz edebi ya da estetik değer ifade etmeye uzak, yalnızca kendimi anlayabilmek ve belki anlatabilmek adına yazılmış yazılar olduğunu düşünüyorum. Aşkı yazdığını iddia eden birçok eser olsa da ne yazık ki büyük bir kesimi aşk anlatımından uzak görünen kalıcı olamayan raf kitaplarına dönüşüyor. Açıkçası insanlara bir şey katacağına, güçlü bir şeyler hissettirip, önemli bir şeyler ifade edeceğine inanmadığım bir kitap yazmak istemem. Kitapların benim için özel bir yeri vardır. Güzel dilekleriniz için, layık gördüğünüz için yeniden teşekkürler fakat henüz zamanı olmadığına inanıyorum.
      Herkes aşık olur ama herkesin önceliği aşk olmaz her zaman. Yapacak daha önemli şeyler varsa, yaşamak zorundaysan devam edersin. "Aşk herkes için farklı bir anlam taşırken, farklı eylemler aşk olarak adlandırılırken, aşkın arkasına sığınarak başka duygulara bağımlı olmadığımızı bilebilir miyiz? Tutunulan aşk mıdır, yoksa acılar mı? Ya da belki yalnızlığımızla, alıştığımız düzeni kaybetmemizle, görmek istemediğimiz kötülüklerle savaşma yöntemi midir?" gibi sorular etrafında gelişen bir yazı oldu genel olarak.
      Dikkatiniz ve güzel örnekleriniz için teşekkür ederim.

      Sil
  9. Oyy, derin konulara dalmışız. Cesaret... ;)

    İadei ziyarete geldimdi ama bir kapısız tuvaletin dahi yok mirim?! :P Bari bi kahve oleydı, iyiydi... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kapısız tuvalet Çin'de kaldı ama kahvemiz bol :) Gelirsin de kahve içirmez olur muyum hiiç? :)

      Sil
  10. Bende çok fazla inanmıyorum Aşka :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi aşk yahu? :)
      -Sandalyenin yokluğunu 'hangi sandalye' sorusu ile ispatlayan öğrenciden esinlendim-

      Sil
  11. Aşksız yaşanmıyor o klap hep bir seygiye muhtaç takmazsan herşey oluyor en güzeli takmayıp boşvereceksin ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorguladıkça daha çok karışıyor evet :)

      Sil
  12. Merhaba canım ancak iadeyi ziyarete gelebildim :)
    Seni tanıdığıma çok memnun oldum.
    Sevgiler canım 😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, önemli değil kii minnakla siz iyi olun yeter :)
      Ben de memnun oldum çok, sevgiler :)

      Sil
  13. 1-"Belki sahip olduğumuz -sadece olduğumuzu sandığımız- şeyler ayağımıza dolanmış bizi okyanusun dibine çeken diğer ucuna kayalar bağlı iplerdir, en çok sahip ya da ait olduğumuzu düşündüğümüzde yanılıyoruzdur. " Alice, çok iyi bir yazar olacaksın, buna inan yavrum. Her cümleni iki defa okuyorsam, çok daha iyi anlamak içindir herhalde diye düşündüm sonra. Bir de yorumları okudum, aşkı inkar etmemene rağmen, (yaşının küçük olduğunu sanıyorum ama yoğun bir düşünce silsilesi var yazılarında) işte bir yorumda yazdığın:
    "Aşk herkes için farklı bir anlam taşırken, farklı eylemler aşk olarak adlandırılırken, aşkın arkasına sığınarak başka duygulara bağımlı olmadığımızı bilebilir miyiz? Tutunulan aşk mıdır, yoksa acılar mı? Ya da belki yalnızlığımızla, alıştığımız düzeni kaybetmemizle, görmek istemediğimiz kötülüklerle savaşma yöntemi midir?" gibi sorular etrafında gelişen bir yazı oldu genel olarak. "

    Ben aşka dair yazıyorum genelde ve bu gerçekte yaşadığım, bu yaşımda beni yoran, imkânsız bir aşk. Burada senin art arda gelen üç sorunu kendime sordum hemen. Cevabımla yüzleşmekten korktum. Sanırım bunu sonra da yapamam, ilk defa başarısız olduğumu ve gururumu bile göre ezdirdiğimi kabullenemem. Savaşırım, düşmanımın sevdiğim olmasını herkes anlayamaz ama böyle olmasında beni mutlaka haklı çıkaracak sebeplerim var. Ben kitap yazdım Alice, ilk kitabımdı, yayıncımla aramdaki bazı anlaşmazlıklar nedeniyle basımını durdurdum. Zaten erkendi, insan yaşı ilerlediğinde de hatalar yapıyor. İkincisini dört sene çalıştıktan sonra sonra ancak basıma hazır hâle getirdim. Aşk romanı. İlki de öyleydi ve yine gerçek yaşanmışlıklardı.

    Beni sevindiren şey, ilk kitabım editlenmediği ve ben çalakalem yazdığım için hatalar vardı. Zaten rüya âleminde gibiydim onu yazarken. Bu defa gönderdiğim dosyam editörden geldiğinde, sadece üç yeri sarıyla işaretleyip, oralardaki ifadeleri netleştirmemi istediler. Sevindim; zira haklılardı, çok devrik cümlelerim olur benim ve uzun. Onları kısaltıp, daha anlaşılır hâle soktum ve şimdi basımdadır sanırım.
    Yazdıklarını, vaktim nispetinde okuyacağım. Şimdiden çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Sıra dışı yazılar. Sevgiyle kızım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece ablacığım, güzel sözlerin ve analizlerin için çok teşekkür ederim. Yazılarıma ve bana zaman ayırdığın için de elbette. Yazmanın hakkını vermek ve anlatmak istediklerimi istediğim biçimde ifade edebilmek şu aşamada amaçladığım. İfadelerim henüz karmaşık olabilir belki. Zamanla toparlamaya çalışıyorum.

      Yazarken soruları en çok kendime sorduğum için acımasız davranabiliyorum. Sorular fark etmekte cevaplardan çok daha etkili oluyor bazı zamanlar. Aşk kavramını anlamak, tüm yönleriyle tarafsız bir gözle bakabilmek adına yapıyorum bunu. Sadece kendi gözümden değil farklı yönleriyle ve türleriyle incelemeyi deniyorum. Yine de bu kadar soru sormamak sanırım mutluluk adına daha gerekli.

      Kitabını okumayı çok isterim Ece abla. Hatta hatalar yapmış olduğunu düşünsen de ve sorunlar yaşamış olsan da ilk kitabını da okumayı çok isterdim. Belki birkaç hata yapılmış olabilir fakat duygu yoğunluğu ile yaşanmışlıklar kitapta daha önemli yer tutuyordur, diye düşünüyorum. İnsanın gelişmeye açık olması sebebiyle ortaya konulan ürünler elbette ki zamanla ulaşılmak istenene daha uygun olacaktır. Üstelik kitaplar gerçekten de sihirli dünyalar gibiler. Bu yüzden ikinci kitabın belli bir zaman sonraki bakış açısı ile daha çok içine sinmiş olabilir. Umarım aynı şekilde ben de yazılarımı daha uygun bir anlatıma ulaştırabilirim.

      Sevgi ve saygılarımla.

      Sil
    2. Alice, teşekkürler bu güzel cevabın için. Kitap sanırım çıkmak üzere, bana her basımda belli sayıda veriliyor. Sana mail adresimi yazıyorum kızım, oradan haberleşelim. Sevgiyle kucaklıyorum yavrum :)
      eceevren20@gmail.com

      Sil
    3. Teşekkür ederim Ece abla, internet üzerinde edinebileceğim bir yer olur mutlaka sanıyorum ki. Çıktığında ulaşıp okurum kısa zamanda umarım ki, ilgi ile bekliyorum. Mail adresini de kaydediyorum, mutluluk duyarım.
      Sevgi ve saygılarımla...

      Sil
  14. Merhaba!;)
    Eline yüreğine sağlık seni yeni tanıyanlardanım izleyicilerindenim:))) banada beklerim mutlaka:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, hoş geldin.

      Sil
  15. Aşk bulunması imkansız gibi gelen, kimilerine göre imkansız, kimilerine göre de imkandan ziyade bir uğraş...
    Aslında henüz aşkı tatmayan ya da aşık olup da karşılık alamayanları öyle şanslı buluyorum ki... Ben sanırım bir hayli erken buldum o aşkı ve tam da yeni yeni serpilmeye başlamış kalemimin semalarındaydım. İlham denilen sihirli peri sürekli kapıma uğrar dururdu.
    Şimdi ise artık karşılıklı sevgi ve muhabbete dönüşmüş bir ilişkinin içerisinde huzurlu ve durgun yaşamaktayım. Elbette bu güzel bir şey; ama aşkı bulmadan evvelki ilham perimi de özlemiyor değilim :)
    Güzel, içten, sorgulayıcı bir yazı kaleme almışsın, tebrik ederim :)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte herkesin aşk tanımları çok farklı oluyor; bazen bulacağına inanamıyorlar, bazen bulduklarının aşk olmasını diliyorlar, bazen bulup kaybetmemek istiyorlar, bazen de kaybedip daha çok aşık olduklarını düşünüyorlar. Birçok farklı insan, birçok farklı düşünce ve his...
      O zamanların ilhamı gerçekten çok farklı olur fakat, onların şanslı olduklarını düşündüklerini ya da bundan hoşnut olduklarını pek sanmıyorum o aşamada. Aşktan öncesi, şimdisi ve sonrası ayrı ayrı ilhamlara sahip olarak görünüyor çeşitli eserleri incelersek aslında. Yoksa öncesi, şimdisi, sonrası diye ayrılmaz mı aşk? Yine de eminim ki, ilham perisi sana da uğruyordur. Huzur ve sükunetin, umudun daim olsun umarım.
      Teşekkür ederim düşüncelerini belirttiğin için.
      Sevgiler...

      Sil
  16. who am ı? who who? who who? :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "I am me and that's all I can be"

      Sil
    2. hoşgeldiin, bunu yazarken böyle bir şarkı dinliyordum yutupta, eski the who grubunun şarkısıymış. hu ar yu hu hu diyoduuuu :) good, you are yuuuuuu, iyi böylee :)

      Sil
    3. Hoş buldum, ben de bunu yazarken arka planda dets hu ay em diye bir şarkı çalıyordu. (The Score - Who I Am) İyi denk geldiler böyle demek ki, şaşırdım azıcık...

      Sil
  17. Yorumları okudum da az önce ben de şunu söylemek isterim.Kalemin bence kuvvetli.Daha çok yazarak çok iyi şeyler yapacağına ve ilerleyeceğine inanıyorum.Yolun açık olsun hadi bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geliştirmem gereken çok şey var ve evet, henüz erken. Yeniden alışmak ve toparlamak biraz zaman alacaktır. Desteğiniz için teşekkür ederim.

      Sil
  18. 'Alice' ismini çok sevdim ben aslında. Alice Harikalar Diyarında kitabından alındığını düşünerek. Ne diyordu orada: Beyaz tavşanı takip et! Bütün kitabın mottosunu özetleyen bu cümlesine bayılıyorum. Beyaz tavşanı takip eti hayallerine götürebilir... :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O cümleyi ve -tahmin etmesi zor değil ki- kitabı ben de çok seviyorum. İsim ise biraz oradan, biraz da başka sebeplerden geliyor. Kitapla ve kitaptan esin aldıklarımla kendime dair bir yazı yazmayı denerim bir gün. Teşekkürler...

      Sil
  19. Ben aski bulmus biri olarak inaniyorum 😍😍😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi aşk tanımınıza ulaşmanız çok güzel, huzurlu ve umutlu kalırsınız hep umarım...

      Sil
  20. Neşeli günler filminde bir replik vardır :

    Gözün toktur ama gönlün aç olur...
    Gönülde sevmek sevilmek istiyor . Ve her insan birine yaslanmak istiyor .
    Yükünü alması için değil yanında durması için ...
    Bence var ama her doğru insan birbirini bulamıyor bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgi, sevilmek, sevmek; aşktan, aşk kavramından ayrı düşünülmeli diye düşünürüm. Yoksa yalnızlık zaten zordur her insana, arar sevgiyi. Maddede arar, ruhta arar, kendi içinde arar, dışarıda arar. Ama aşk ayrıdır sevgiden, anlam olarak, kavram olarak. Bu yazı bir sorgulama yazısı biraz, sorular üzerine. Mesela doğru insan derken, "Gerçekten doğru mu? Doğru ölçütünü belirleyen nedir?" diyen bir yazı :)
      Düşüncelerini belirttiğin için ve filmi hatırlattığın için teşekkür ederim, yeniden izleyesim geldi :)

      Sil
  21. ah ne güzel yazmışsın..Ne doğru tespitler..Valla aşk tanımı elbet herkese göre değişir..Bende inanmayan kesimdenim..Takipteyim seni:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakış açıları çok değişken oluyor gerçekten, hoş geldin, teşekkür ederim :)

      Sil
  22. Ne güzel dile getirmişsin aşka dair güzel tespitler olmuş gerçekten yüreğine kalemine sağlık... Hz.mevlana ne güzel söylemiş .. Gerçek aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar. . Aşk güzel bir duygu önemli olan yaşamasını bilmek . Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk bilinse, aşkı yaşamak da bilinir elbet. Önemli olan aşkı bilebilmek. Gerçekten güzel söylemiş... Teşekkür ederim güzel cümleler için, sevgiler :)

      Sil
  23. Bilinmeyen bir şeye inanılır mı sence?
    Mesela ben, sen -seni düşlediğimi- düşlediğin için burada olabilir miyim? Bay O, ben kimim?

    Özgün ve sıradışı diyor ve susuyorum. Kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz bu sıfatlara layık olabilecek derecede yazdığımı düşünmüyorum ama teşekkür ederim :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Anı (Hikayemsi)

Yeniden aile hayatına alışmak zor. Abim geldi yeni İzmir'den. Dönmeyecekmiş daha. O koşullarda yapamayacağına karar vermiş daha fazla. Çalıştığı gemiciler çok pis adamlar oluyormuş, bir de elin yabancıları annen gibi temizlik hastası olur mu sandın sorusu var tabi her gün kendine sorduğu. Aynı dili bile konuşmuyorsun bir kere. Su yok, yemek yok, hastalık tehlikesi var, kültürler farklı çok. Eheh.. Fazla bile dayandı. Mesaj attı akşama doğru. "Uyuma, geliyorum. Kimseye de söyleme, sürpriz olsun." diye. Bizde asma yaprağından ya da beyaz lahanadan yapılmaz sarma, onları da yaparız nadiren ama sevmiyoruz pek, adına da dolma demiyoruz. Dolma, dolmalık biberden olana deniyor memlekette. Anneme belli etmedim hiç mesajı, sonra bir baktım, annem çıkarmış kara lahana yapraklarını haşlamış taze taze. Oğlum sarmayı çok sever, özlemiştir diye söyleniyor hazırlarken. Şaşırdım tabi, sana kim söyledi dedim. Neyi, dedi, durdu. Eh, zeki kadın olunca bir de, anladı tabi. Gerek kalmadı ce…

2018 Kış Okuma Şenliği - Yarışma bahane çünkü okumak şahane!

Kitapsever okuma düşkünleri için fırsat olacak bir etkinlik buu :) Aslında tam evde sıcacık battaniye altında kitap köşesi okumaları yapma zamanı geldiğinden beri, yani bir süredir vardı etkinlik. Ama ben kitap seçimleri yüzünden biraz geç katılabildim. Kitaplarımı sırayla aldığım ve okudukça bir nevi kılıfına/kategorisine uydurduğum için listem uzunca süre askıda kaldı. Yine de çoktan birkaç kitabı okuyup yuttum bile etkinlik haberi alıp listeyi yazdığımdan beri. Bazı üzerinden çook uzun zaman geçmiş olup tekrar okumak istediğim kitaplarımı da listeye ekledim. Hala tamamlamış değilim ama şimdilik bu kadar, okudukça elbette listeyi güncelleyip yeni kitaplarımı da ekleyeceğim. Boş kategoriler için önerileriniz varsa, paylaşırsanız çok mutlu olurum ^_^ Ayrıca benim kadar geç kalmış olmadığınızı ya da çoktan duymuş olduğunuzu düşünsem de belirteyim yine. 28 Şubat'a kadar katılabilirsiniz. Etkinliğin sahibi Nilgün Komar'ın sayfasından daha fazla bilgi edinebilir ve siz de 'yar…