Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Siyah'ın Hikayesi, Gün 1, 1.1

En son yayınlar

Ne Yapmalı?

Ne yapmalı? Ne yapmalı? Ne yapmalı? Tik. Tak. Tik. Tak. Tik. Tak. Zaman geçiyor hızlıca. Zaman, geçiyor. Ama sen geçmiyorsun aklımdan muhterem yanıt. Belki de bir anlığına uğruyorsun, sonra gidiyorsun yeniden. Ne yapsam yetmiyor, ne sansam sen değilsin. Boş anıma geliyorsun, fark etmiyorum süzülüşünü. Ne büyük kayıp... Oysa bir an, sadece küçücük bir an farkına varsam senin, belki diğer her şey önemini kaybedecek. Belki her şeyden önemli bir eylemi gerçekleştirmeye adım atacağım.

   Ne yapmalı? Bu soruyu sorma cesaretini gösteren biçare! Cevabını bilsen, hemen şimdi sana tüm resmiyeti ile saman kağıdından, mühürlü bir zarfta uzatsalar, yapmaya gücün var mı? Gücün, var mı? Bazen bilmenin, inanmanın cesareti tüm güçsüzlüğü yok eder. Güce sahip olmanın gerekliliği kalmaz çünkü zaten hiçbir zaman 'sahip' olamayacağını fark edersin, kabul edersin. Geçici bir süre seninle kalırlar sadece. Bu seni büyük bir açgözlülüğün yükünden kurtarır, hırslarından, öfkelerinden, beklentilerind…

Ben Kimim?

Ben aşka inanmıyorum Bay O. Aşkın da bana inandığını hiç sanmıyorum. Bu durumda birbirimize inanmadığımız ve birbirimizi düşlemediğimiz takdirde birbirimizin hayatından çıkmamız mümkün mü?
  Öyle inanmaz gözlerle bakma bana Bay O. Aşk şiirleri, aşk mektupları yazıyorsam; aşk şarkıları dinliyorsam da bu aksine hiçbir kanıt oluşturamaz. Yıllarca hepimiz destanlar, kitaplar, efsaneler okuyarak geldik bugünlere. Bu hepimizin aşka inanmasını gerektirir mi bir kere? Mesela, açlıktan kemikleri sayılan ve son bir yiyecek parçası aramakta bulunan bir adama aşkı sorsak, inanıyorum der mi? Ama eminim o da duymuştur bütün bu duyduğum büyük aşk hikayelerini. Onun kadar ciddi bir arayış içerisinde olamamak ve maddeye ihtiyaç duymamak mı gözümde bütün maddiyatı anlamsız, yetersiz kılan? Belki sahip olduğumuz -sadece olduğumuzu sandığımız- şeyler ayağımıza dolanmış bizi okyanusun dibine çeken diğer ucuna kayalar bağlı iplerdir, en çok sahip ya da ait olduğumuzu düşündüğümüzde yanılıyoruzdur. Bu ya…

Mazi

Bugünlerde her şey zor sevgilim Gökte arıyorum, bulunmuyor yerde Ben ne kadar toplasam tam etmiyorum Sen eksik çıkıyorsun her seferinde Yıldızlar, kayıyor, tutamıyorum Fırtınaların korkutur mu sandın? Saatler okunmasa, aynalar görünmese Sokaklar çıkmaz olsa bize, hem, kime ne Aşk ısıtmıyor avuçları, havalar yine..  Yorgunum bu bahar, beni bekleme
Dalgalar ölümüne sessiz, Anılar inadına kayıp Gerçekten bir gün aradın mı Her şeyi kenara bırakıp?
Zaman ve yansımalar kadar en az Terazim bozuk, telafisiz zararım Yüce dağlar karlı, çakır ayaz Bu gece çiçeksiz bir mezarım
Anımsamak altı aydan başlıyor İnsan ulaşamadığını neden taşlıyor Kimin acısı bu, kimi ilgilendirir Her nefret, bir gün sahibine dönecektir Kolay ölümdü, beklediğimden de adi Uzun zaman oldu, o defter tükendi,  Karanlığın soğuk alevleri sönecektir

Ve korkuyorum sormaya, kim bilir Böyle pervasız bir devirde sevgilim Seninle göz göze gelmenin, bedeli nedir?
Bıraktım bütün adları sevgilim, Bıraktım ne varsa tuttuğum, kim varsa Belki s…

Maske

Acı..
Gerçekliğin çöktüğü noktada kavuşulan şöhret.
Yükselmenin ilk koşuludur çünkü düşmek
Uzun zamandır oldu başlayalı,
Kendini kuyunun dibinde sandın,
Yeniden keşfet

Bunu yalnızca yaşayanlar bilir Marini
Her şey ıssız bir gölgeye dönüşür
Zamanın başlangıcında yitirmiş gerçekliğini
Sezdirmeden, bir anda olur bu hem de
Tutunduğun ne kadar acı varsa affet
Bütün göbek bağların kesilir dünya ile
Aptallaşır inandığın bütün dahiler,
Tüm bilgiler karışır bilgisizliğe
Biri de çıkar, nihayet anladın der
Kalmaz başka bir şey geriye

Ağarmayan bakışları altında
                     masmavi bir gökyüzünün
Bir sessizlik koşar adımlarının ardında
İlk ışıklarına varmaya çalışan sabahın
Aynalar başlar kararmaya usulca
Sessizlik susturur, an meselesidir
Kayıp silinmesi bütün yıldızlarının
Galip gelmesi çığlıkların
                       yaprak hışırtısına

Düşecek yukarıya, bir adım daha atsa
Saklamalı korkusunu bulut dumanı
Öyle melul ki sualine bakışları,
Özlemini çektiği dostuna bakarcasına
Bekledi…

Sabah olmuş bayım, uyanmalısınız.

Günaydın bayım,  Biliyor musunuz? Yeni bir güne daha vardım Siz şimdi, bu saatlerde Belki yeni yeni açacaksınız gözlerinizi Israrla cama tutunan yağmur damlası, Çiçeklerin ilk tomurcukları gibi Henüz uyanmamış bir sabahtasınız Öyle bir hisle hemhalim ki Mümkün değil tarif etmesi Dilim varmıyor bunu söylemeye, Sanki, yıllar kadar uzaktasınız
Bir sahnedir dönüyor aklımda Henüz görmemiştik günümüzü Şarkılar söyleten yıldızların hala  Ne kadar da güzel olduğu zamanlardı Ben, size bir melek görmüşçesine bakardım Siz en güzel tebessümünüzü bağışlardınız bana Gözlerimiz bulurdu birbirini ve asılı kalırdı Tanımadığımız havanın bir atomunda Evler görürdük, duvarları gölgeli Biz de o siluetlerden biriydik,  Bilemezdik..
Bu saatlerde iyi şeyler duymak istersiniz Bayım size itiraz edecek durumda değilim Çaresizliğimi ölsem görmemelisiniz Işık olmak istiyorsanız eğer, Önce yanmayı öğrenmelisiniz Taşıyamaz kimse maceralı hüzünlerinizi Kızgınlığınızı alın cebinize saklayın Kimse size kolay olacağın…